logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 05-20-2012
Saat: 22:49

Mynet Sohbet, Mynet Chat

Mynet Sohbet, Mynet Chat
Site Map Contacts anasayfa

TAKVİM

Mayıs 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

SON YORUMLAR

You are here: Home » Şarkı Sözleri
yazarYazar: lideradmin | tarihTarih: 10 Mayıs 2012 / 11:18

Akdeniz yakası Aydın elleri
Kuşlar gider bizim Dede Sultan’a
Cemalin görünce yürüdü dağlar
Taşlar gider bizim Dede Sultan’a

Duyduk ki Mustafa huruc eylemiş
Aydın elinde Karaburunda
Bedreddinin kelamını söylemiş
köylünün huzurunda…

Duyduk ki…
Bu işler duyulur da durmak olur mu?
Bir sabah erken,
Haymana ovasında bir garip kuş öterken,
Sıska bir söğüt altında zeytin danesi yedik
Varalım, dedik. Görelim dedik.
Yapışıp sabanın sapına şol kardeş toprağını biz de bir yol sürelim dedik
. Düştük dağlara dağlara, aştık dağları dağları…

Bedreddin yiğitleri ufka baktılar,
Gitgide yaklaşıyordu toprağın sonu
fermanlı bir ölüm kuşunun kanatlarıyla.
Oysaki onlar bu toprağı, bu kayalardan bakanlar onu,
üzümü, inciri, narı, tüyleri baldan sarı sütleri
baldan koyu davarları, ince belli, aslan yeleli atlarıyla
duvarsız ve sınırsız bir kardeş sofrası gibi açmıştılar.
Katardan ayrılan turna sürüler
Her andıkça ümüklerim sızılar
İrili ufaklı emlik kuzular
Koçlar gider bizim Dede Sultan’a

Bedreddin yiğitleri şehzade ordusunun
Karşısına çıktılar
Dikişsiz ak libaslı, Baş açık, Yalnayak ve yalın kılıçtılar.
Mübalağa cenk olundu.
Aydının Türk köylüleri
Sakızlı Rum gemiciler
Yahudi esnafları, on bin mülhid yoldaşı
Börklüce Mustafanın düşman ormanına on bin balta gibi daldı

Hep bir ağızdan türkü söyleyip
hep beraber sulardan çekmek ağı demiri
oya gibi işleyip hep beraber,
hep beraber sürebilmek toprağı,
ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,
yarin yanağından gayrı her şeyde
Her yerde hep beraber! diyebilmek için
On binler verdi sekiz binini…
Yenildiler Yenenler, yenilenlerin
Dikişsiz, ak gömleğinde sildiler kılıçlarının kanını
Ve hep beraber kardeş elleriyle işlenen toprak
Edirne sarayında damızlanmış atların eşildi nallarıyla.

Ve teker teker bir an içinde,
omuzlarında dilim dilim kırbaç izleri,
yüzleri kan içinde geçer çıplak ayaklarıyla
yüreğime basarak geçer
Aydın ellerinden Karaburun mağlupları…
Baba Musamızdan almış cehdini
Gördün mü Kaygusuz zulmün vaktini
Padişahlar tacı ile tahtını
Yoklar gider bizim Dede Sultana

Satırı çaldı cellat,
Çıplak boyunlar yarıldı nar gibi,
yeşil bir daldan düşen elmalar gibi
birbiri ardınca düştü başlar
Ve her baş düşerken yere çarmıhından
Mustafa baktı son defa.
Ve her yere düşen başın kılı depremedi:
- İriş, dede sultanım İriş! dedi bir,
Başka bir söz demedi…
Aydın’da Ortaklar Karaburun’da
Kılıç ceran oldu oynuyor kında
Bir elim harmanda bir elim kanda
İriş Dede Sultan gazaya
İriş İmdi can günüdür gazaya
İriş Bedreddin gülümsedi,
Aydınlandı içi gözlerinin,
Dedi: – Madem ki bu kerre mağlubuz netsek, neylesek zaid.
Gayri uzatman sözü.
Madem ki fetva bize aid verin ki basak bağrına mührümüzü…
Velim aydur dört kitaptan evveli
Şeyhoğlu Bedreddin Bektaş-ı
Veli Ortaklar adına didemin seli
Çağlar gider bizim Dede Sultan’a

Yağmur çiseliyor
Serezin esnaf çarşısında,
Bir bakırcı dükkanının karşısında
Bedreddinim bir ağaca asılı.
Yağmur çiseliyor.
Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.
Ve yağmurda ıslanan yapraksız
bir dalda sallanan şeyhimin çırılçıplak etidir.
Yağmur çiseliyor.
Serez çarsısı dilsiz,
Serez çarşısı kör.
Havada konuşmamanın,
görmemenin kahrolası hüznü
Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.
Yağmur çiseliyor.

yazarYazar: lideradmin | tarihTarih: 10 Mayıs 2012 / 11:17

Yalnız insan merdivendir
Hiçbir yere ulaşmayan
Sürülür yabancı diye
Dayandığı kapılardan

Yalnız insan deli rüzgar
Ne zevk alır ne haz verir
Dokunduğu küldür uçar
Sunduğu tozdur silinir

Yalnız insan yok ki yüzü
Yağmur çarpan bir camekan
Ve gözünden sızan yaşlar
Bir parçadır manzaradan

Yalnız insan kayıp mektup
Adresi mi yanlış nedir
Sevgiler der fırlatılır
Kimbilir kim tarafından

yazarYazar: lideradmin | tarihTarih: 10 Mayıs 2012 / 11:17

Düşlerin parlayıp söndüğü yerde
Buluşmak seninle bir akşamüstü

Umarsız şarkılar dudağımda
Bir yarım ezgi
Sığınmak gözlerine sığınmak bir akşamüstü

Gözlerin bir çığlık, bir yaralı haykırış
Gözlerin bu gece çok uzaktan
Geçen bir gemi

Bir orman bir gece kar altındayken
Çocuksu, uçarı koşmak seninle
Elini avcumda bulup yitirmek
Sığınmak ellerine, sığınmak
Bir gece vakti

Ellerin bir martı; telaşlı ve ürkek
Ellerin fırtınada çırpınan
Bir beyaz yelken

Bir kenti böylece bırakıp gitmek
İçinde bin kaygı bin bir soruyla
Bitmemiş bir şarkı dudağında bir yarım ezgi
Sığınmak şarkılara sığınmak bir ömür boyu

Gözlerin bir çığlık bir yaralı haykırış
Gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi
Ellerin bir martı telaşlı ve ürkek
Ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken

yazarYazar: lideradmin | tarihTarih: 10 Mayıs 2012 / 11:16

Saat dört, yoksun
Saat beş, yok.
Altı, yedi, ertesi gün, daha ertesi ve belki kimbilir?

Kitap okurum
İçinde sen varsın
Şarkı dinlerim İçinde sen
Oturdum ekmeğimi yerim
Karşımda sen oturursun
Çalışırım, Karşımda sen

En güzel deniz,
Henüz gidilmemiş olandır
En güzel çocuk
Henüz büyümedi
En güzel günlerimiz
Henüz yaşamadıklarımız
Ve sana söylemek istediğim
En güzel söz
Henüz söylememiş olduğum sözdür

O şimdi ne yapıyor?
Şu anda şimdi, şimdi, şimdi
Evde mi, sokakta mı?
Çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı?
Kolunu kaldırmış olabilir, hey gülüm
Beyaz kalın bileğini nasıl da çırçıplak eder bu hareketi
O şimdi ne yapıyor
Şu anda şimdi, şimdi, şimdi
Belki dizinde bir kedi yavrusu var, okşuyor
Belki de yürüyordur, adımını atmak üzeredir
Her kara günümde onu bana
Tıpış tıpış getiren sevgili
Canımın içi ayaklar
Ve ne düşünüyor, beni mi?
Yoksa ne bileyim
Fasulyenin neden
Bir türlü pişmediğini mi?
Yahut insanların çoğunun neden böyle
Bedbaht olduğunu mu?
O şimdi ne düşünüyor
Şu anda şimdi, şimdi

Saat dört, yoksun
Saat beş, yok.
Altı, yedi, ertesi gün, daha ertesi ve belki kimbilir?

yazarYazar: lideradmin | tarihTarih: 10 Mayıs 2012 / 11:16

Bana bir şarkı söyle
İçinde hüzün olsun
Bana bir şarkı söyle
İçinde yüzün olsun

Başına kuşlar konsun
Sonunda gurbet olsun
Yare doymamak olsun
Bana bir şarkı söyle

İçinde toprak olsun
Sararmış yaprak olsun
Dillerde bayrak olsun
Bana bir şarkı söyle

Zemheride güller açsın
Ağustos’ta karlar yağsın
Yarınlara umut kalsın
Bana bir şarkı söyle

Bana bir şarkı söyle
İçinde hüzün olsun
Bana bir şarkı söyle
İçinde hüzün olsun

Nemrut dağı gülün olsun
Her bir atın teli olsun
Coşkun bahar seli olsun
Bana bir şarkı söyle

Bana bir şarkı söyle
İçinde hüzün olsun
Bana bir şarkı söyle
İçinde yüzün olsun

Başına kuşlar konsun
Sonunda gurbet olsun
Yare doymamak olsun

İçinde toprak olsun
Sararmış yaprak olsun

Dillerde bayrak olsun
Bana bir şarkı söyle

yazarYazar: lideradmin | tarihTarih: 10 Mayıs 2012 / 11:15

Okulda defterime
Sırama ağaçlara
Yazarım adını

Okunmuş yapraklara
Bembeyaz sayfalara
Yazarım adını

Yaldızlı imgelere
Toplara tüfeklere
Kralların tacına

En güzel gecelere
Günün ak ekmeğine
Yazarım adını

Tarlalara ve ufka
Kuşların kanadına
Gölgede değirmene yazarım
Uyanmış patikaya
Serilip giden yola
Hınca hınç meydanlara adını

Ey özgürlük!

Kapımın eşiğine
Kabıma kacağıma
İçimdeki aleve

Camların oyununa
Uyanık dudaklara
Yazarım adını

Yıkılmış evlerime
Sönmüş fenerlerime
Derdimin duvarına

Arzu duymaz yokluğa
Çırçıplak yalnızlığa
Yazarım adını

Geri gelen sağlığa
Geçen her tehlikeye
Yazarım ben adını, yazarım

Bir sözün coşkusuyla
Dönüyorum hayata
Senin için doğmuşum haykırmaya

Ey özgürlük!

yazarYazar: lideradmin | tarihTarih: 10 Mayıs 2012 / 11:14

Dünyanın ucunda bir gül açılmış
Efil efil esen yele merhaba
Karanlığın sonu bir ulu şafak
Sarp kayadan geçen yola merhaba

Gün be gün yüreğim ulu yalımda
Engel tuzak kurmuş bekler yolumda
Zulümlerde işkencede ölümde
Bükülmeyen güce kola merhaba

Acıda kahırda çekmiş geliyor
Güneşten boşanmış kopmuş geliyor
Bir ışık selidir, sökmüş geliyor
Nazım usta, coşkun sele merhaba

Alınacak Anadolu’nun öcü
Yerde kalmıyacak çekilen acı
Açıldı geliyor şafağın ucu
Şu doğdu doğacak güne merhaba

Selam olsun dört bir yana merhaba
Akan kana düşen cana merhaba
Hesap sorulacak güne merhaba
Türküler söyleyen dile merhaba

yazarYazar: lideradmin | tarihTarih: 10 Mayıs 2012 / 11:14

Yüce dağlar başında mı
Zemherinin kışında mı
Şu gönlümün bir umudu
Gözlerimin yaşında mı

Kırılsa da kanadımız
Asiye çıksa adımız
Duyan duysun bilen bilsin
Böyledir bizim sevdamız

yazarYazar: lideradmin | tarihTarih: 10 Mayıs 2012 / 11:13

Gökyüzünde yeryüzünde
Gün doğdu mu her gün ilk gün
Her gün aydınlıktır
Yoksa ümit her yer loş karanlıktır

Yar gurbette can yürekte
Bir kafeste ne amansız
Sonsuz ayrılıktır geçmez zaman
Her gece hep aynıdır

Fırtınada ak ayazda
sürgün her yerde hep yalnızdır
Gül açsa da kuş uçsa da görmez
Dargındır
Her durakta her uykuda

Sürgün her nefeste yalnızdır
Her şafakta her yudumda
Hasret sancıdır

Yol alsa da, ses duysa da,
dağ aşsa da her yan en son,
her an son adımdır tek başına yalnızlık
Bir yankıdır

yazarYazar: lideradmin | tarihTarih: 10 Mayıs 2012 / 11:13

Ah benim sevdalı başım
Ah benim şair telaşım
Ah benim sarhoşluğum
Ah çılgın yüreğim
Sus artık uslandır beni

Kaç okyanus geçtim böyle
Kaç denizde yitip gittim
Kırılmış direkler yırtık yelkenlerle
Kaç seferden yorgun döndüm

Ah benim yaralı ruhum
Ah benim insan kusurum
Ah benim isyanlarım, ah yalnızlıklarım
Gel artık uslandır beni

Ah benim iyimser yanım
Ah benim aldanışlarım
Ah benim kavgalarım
Ah pişmanlıklarım
Sus artık uslandır beni

Toplam 8 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...Son »